
MHP adayı Gündüz Aktan, "Atatürk''ün laikliği
Hanefi ve Maturidi çizgidir. ''Dindar birey laik olabilir'' anlayışıdır bu" derken
Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkını kullandığını söyledi.
Neşe Düzel''in röportajı
NEDEN? Gündüz Aktan
Seçimler çok yaklaştı. Miting meydanlarında, seçim bildirgelerinde
partiler kendilerini anlatmaya çalışıyorlar. Bu arada kürsülerde yağlı urgan
sallanması gibi pek övünülemeyecek sahneler de yaşıyoruz. Kamuoyu
araştırmalarında barajı geçme ihtimali kuvvetle vurgulanan MHP''nin, böyle ''ip
sallamanın'', ''idam yarışı yapmanın'' ötesinde toplumsal bir görüşünün ve
kavradığı sosyolojik bir yapının olması gerekiyor. MHP''nin hangi siyasi
projeleri temsil ettiğini, iktidarı paylaşması halinde neler yapacağını, halkın
hangi siyasi taleplerine cevap verdiğini anlayabilmek için, bu partinin adayları
arasındaki en üst düzey entelektüellerden ve emekli büyükelçilerden Gündüz
Aktan''la konuştuk. Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi ''ASAM''ın eski başkanı
Aktan bize MHP''nin siyasi yönünü anlatırken, ''Atatürk laikliği'' hakkında da çok
ilginç açıklamalar yaptı.
Sütunu olan, okunan bir yazardınız. Neden politikaya girmeyi tercih
ettiniz?
Köşede yazdıklarınızı, politikada söylüyorsunuz. Siyaset
söylem
demektir. O söylem, daha sonra devletin karar mekanizması içerisinde
fiiliyata döner. Devletin karar mekanizması içine girmek için yapılır siyaset.
MHP''nin iktidara geleceğini mi düşünüyorsunuz?
Bir şekilde
iktidar olabilir. Önemli olan, fikirlerinize uygun bir örgüt vasıtasıyla
iktidara gelmenizdir.
Sizi CHP''de göreceğimi sanıyordum. Niye MHP''yi tercih ettiniz?
Başlıca iki nedeni var. Birincisi laiklikle ilgili. İkincisi, MHP''nin
piyasa ekonomisi ve küreselleşmeyle ilgili CHP gibi bir ideolojik sorunu yok.
Mesela laiklik... CHP''nin laikliğinde derin bir içerik yok. CHP''nin laikliği din
dışı bir laiklik gibi görünüyor. Oysa Atatürk''ün getirdiği Cumhuriyet''in
laikliğinin din içeriği vardı. Bakın... Diyanet İşleri Başkanlığı Genelkurmay''la
aynı zamanda kuruldu. Meclis''te tartışmaları yapılırken Adalet Bakanı Seyit Bey
çok önemli bir konuşma yaptı. ''Biz amelde Hanefi, itikatta Maturidiyiz'' dedi.
Bir din âlimi olan Seyit Bey''in okuduğu bu metni baştan aşağı Atatürk yazdırdı.
Atatürk''ün laikliğinin din içeriğini İmam Maturidi oluşturdu ama bu sonradan
unutuldu. Bunda CHP''nin biraz da payı var.
Atatürk laikliği nedir?
Bugün ''Dindar insan laik olabilir mi'' diye
soruluyor. Evet, olabilir. Bunun en iyi örneğini Maturidi verdi. İmam Maturidi
850-950 yılları arasında Semerkant''ta yaşamış olağanüstü bir din adamıdır. Bir
dehadır, Türktür. O, diyanetle siyasetin ayrılmasını savunan ilk kişi oldu ve
''Kuranı yaratan Allah''tır. Allah vahyi yarattı. Allah vahyi yarattı da aklı kim
yarattı?'' diyerek aklı savundu. Onun teolojisinde aklını kullanan ve aynı
zamanda da inanan birey vardır. ''İyilik ve kötülük sizden gelir, kaderinizden
gelmez'' der. O, kadere inanmaz. Bu çok önemli. Çünkü eğer kaderiniz yoksa, siz
sorumlu ve ahlaklı birey olursunuz. Zira esas olan sizin eylemlerinizdir.
Maturidi bireyleşmeyi ortaya çıkardı. Ayrıca geçerliliğini kaybetmiş ayetler
de...
Evet, o ayetlere ne oldu?
O ayetler, Maturidi''de akılla
uygulamadan düşüyordu. Çok ileri bir çizgidir bu. Maturudi, toplumun din
konusunda bireye baskı yapmasını da kabul etmez. Onun teolojisi tümüyle
demokratik ve laik topluma uyar. Atatürk''ün laikliği işte bu Hanefi ve Maturidi
çizgiydi. Dindar birey laik olabilir anlayışıdır bu. CHP ise henüz dindarlıkla
laikliği bağdaştıramadı. CHP''nin din içeriksiz laikliğiyle, onun karşısına
''Milli Görüş'' diye çıkan Selefi akım çatışıyor. Bu yeni Selefi akım,
Maturidilikle taban tabana terstir. Onda dinle siyaset karışır. İslamın, devleti
ele geçirerek yeniden bir atılım yapacağını düşünür. Demokrasiye de, laikliğe de
uymaz bu akım. Temelinde ümmet kavramı yatar. MHP''deki ''millet, ulus-devlet''
kavramlarıyla AKP''nin ümmet kavramı işte burada çatışıyor.
MHP, ordunun 27 Nisan muhtırası hakkında ne düşünüyor?
Ben 27
Nisan''ı destekleyen en ufak bir söz işitmedim MHP''den.
27 Nisan muhtırasını eleştiren, bir söz işittiniz mi peki?
Dolaylı
olarak demokrasinin önemini vurgulayan birçok şey söylediler. Muhtıranın
demokratik olmadığı anlamına gelen şeyler söylediler. Dikkatli bir eleştiri
yapıldığını sanıyorum.
Geçenlerde, MHP Başkanı kürsüye idam ipiyle çıktı. Urganı elinde
sallayarak konuştu. AKP''ye Apo''yu asması için bu ipi vereceğini söyledi. O
mitingi izlediniz mi?
Televizyondan izledim.
MHP''nin bu idam yarışmasını, kürsülere idam ipleriyle çıkmasını olumlu
buluyor musunuz?
Başbakan, MHP''ye ''Apo''yu niye idam etmedin? Sen ne
biçim milliyetçisin'' diye saldırdı. MHP de bu saldırı karşısında, ''Ben koalisyon
hükümetinin ortağıydım. Sen dört buçuk yıldır oradasın. Sen as o zaman'' dedi.
Erdoğan bu saldırmayı yapmamış olsaydı böyle bir şeyle karşılaşmazdık.
Sizin entelektüel düzeyiniz ve geçmişiniz, idam iplerini kürsülerde
sallayan düzeyle uyuşuyor mu?
Soru yanlış. Devlet Bahçeli''ninki bir
jesttir. Tayyip Bey''in saldırısına verdiği cevaptan ibarettir. Yoksa ipi attığı
zaman biri ipi kapıp ve koşup Öcalan''ı asacak değil. İroni var bunda.
Kendinizi bu anlayışın bir parçası olarak görüyor musunuz?
Başta
söylediğim gibi MHP''nin çok önemli özelliklerinin bir parçası olarak görüyorum
ben kendimi. Türk kimliği, Türkiye''nin tekil yapısı, din içerikli laiklik çok
önemli. Ben bunlar olduğu için varım. Türkiye''nin önünde çok önemli konular var.
Bu konuyu ayrıntının ayrıntısı olarak görüyorum.
Abdullah Öcalan''ın idamını mı?
Evet. Çünkü zaten bugün Öcalan idam
edilemez ki. Ne Ceza Kanunu''nu değiştirerek, ne de 11''inci Protokol''u feshederek
onu idam edebilirsiniz. Öcalan, davanın sonucunda idam edilmedi. O davanın
sonucu, onun için bir müktesep haktır. Fiktif bir konu üzerinde konuşuluyor.
Onun için ayrıntının ayrıntısı diyorum... Jestlere takılmamak lazım. Siz jesti
estetik bulmayabilirsiniz. Ama sonuç olarak bu jest, ''İpi al, koş git, onu as''
demek değil.
Peki MHP, AB üyeliği konusunda ne düşünüyor? İktidara gelirse AB ile
ilişkilerimiz ne olacak?
Bizi AB''ye almaları için ortak iradeye ihtiyaç
var. Ama bu konuda AB ikiye bölündü. Bir kısmı bizi istiyor, bir kısmı
istemiyor. Bu durum devam ettiği sürece AB''ye giremezsiniz. Biz, AB''ye görünen
bir gelecekte giremeyiz. Çünkü AB üyeliği herhangi bir dış politika konusu
değil. Bu işi yapabilmek için toplumun ve devletin enerjisinin büyük kısmını
ayırmak zorundayız. Karşıda büyük belirsizlik olduğu zaman enerjinizi
ayıramazsınız.
MHP Türkiye''nin AB''ye girmesini istemiyor mu?
MHP''nin neyi yapıp
yapmadığını 57''nci hükümette yaptıklarından çıkarabilirsiniz. AB yolunu o
hükümet açtı. MHP, AB''ye girmek istemeseydi bunu yapmazdı. Ama şimdi durum
değişti. Bizi AB''ye tam üye yapma niyetlerinin olmadığı kanısına vardı. Bu
nedenle MHP, bir ''stratejik düşünme dönemi''ne ihtiyaç olduğunu düşünüyor. O
dönemin sonunda girmek veya girmemek konusunda bir stratejik karar alacaksınız
demektir bu. Eğer AB başkalarından talep etmediğini sizden talep etmeyi
sürdürürse, AB''den Türkiye''ye tavrını revize etmesini istersiniz. Etmezse,
oyalanmanın hiç âlemi yok, yollarınız ayrılır. Burada yapacağınız şudur. Bütün
köprüleri atıp bir daha dönmemek mi, yoksa bir ara mekanizma kurdurup bütün
ilişkileri 10-15 yıllığına askıya almak mı?
MHP Türkiye''yi AB üyesi
yapmak istiyor mu gerçekten?
Eğer karşı taraf istemiyorsa istemiyor.
AB''nin karar verici güçleri olan Almanya ve Fransa, Türkiye''yi istemediklerini
söylüyorlar zaten.
Peki Amerika ile ilişkilerimizi nasıl götürecek MHP?
Türkiye ile
Amerika''nın ilişkileri bir süredir bozulma sürecinde. Ve düzeleceğine dair bir
emare de yok. İkisinin Irak''ın bütünlüğüyle ilgili politikaları arasında
bağdaştırılması zor çelişkiler var. Bunu saklayamayız. Amerika, muhtemelen K.
Irak''taki Kürt oluşumunun devletleşmesini istiyor. Ruşen Çakır''ın Vatan
Gazetesi''nde açıkladığı CIA belgelerinin tümünü çıkardım. 1992''de yazılan CIA
belgesi, ''Eğer K. Irak''ta bağımsız devlet oluşturma hareketi olursa, bu
pankürdist hareketi güçlendirecektir ve komşu ülkelerden de toprak alınması
yönüne gidecektir'' diyor. Sanıyorum Amerika buna yönelmeye başladı. Yani K.
Irak''ta devletleşmeyi ve hemen ardından gelecek pankürdist gelişmeyi sanki
Amerika artık destekliyor. Türkiye basit bir terör sorunu yaşamıyor. Elinizden
toprak almak için çarpışan bir PKK ve onun önünde bir DTP var. Türkiye''nin
bölünmesine yönelik bir projeyle karşı karşıyayız.
Eğer konuşmanın başında söylediğiniz gibi ''siyaset bir söylem'' ise,
DTP''nin söyleminde ''ayrılma'' diye bir şey yok. Aksine sürekli olarak ayrılmak
istemediklerini söylüyorlar.
Onlar,Türkiye''de iki tane milli kimlik
istiyorlar. Türk ve Kürt olarak iki unsura dayanan bir sistem istiyorlar. İki
unsurlu sistemin uyduğu
rejim federasyondur. Konfederasyon ya da otonom
bölge de olabilir bu.
K. Irak''ta bağımsız Kürt devleti kurulursa Türkiye
bölünür mü?
Bölüneceğini CIA, raporunda söylüyor. ''Pankürdist hareket
artık yayılır'' diyor. Bence de Türkiye bölünür. Beş-10 yıllık bir süreçte bu
olur.
MHP seçim bildirgesinde Amerika''yı ''stratejik işbirliği'' yapacağı bir ülke
olarak değerlendirmiş. Böyle mi görüyor Amerika''yı?
Şartlı olarak.
Amerika''yla tehlikeli biçimde bozulan ilişkileri iyileştirmek için sorunu çözmek
lazım. Çünkü K. Irak konusu, Türkiye''nin beka sorunudur. Eğer sorun çözülürse,
stratejik ilişkiye geçebiliriz.
MHP, iktidara gelirse Kürt meselesine nasıl yaklaşacak? Kuzey Irak''a
girerek bu meselenin çözümleneceğine inanıyor mu?
Kürt ayrılıkçılığını,
bizimle birlikte yaşayan Kürt vatandaşlarımızla karıştırmamalıyız. Ben bireysel,
kültürel hakları kabul ederim ama azınlık haklarını kabul etmem. Onun ötesine
biz geçemeyiz. Zaten AB de kültürel haklarda hep ''birey'' der. Kürt meselesi, PKK
terörizmidir. Ayrılıkçı hareketin siyasi ve silahlı boyutudur. Bence K. Irak''a
yapılacak bir harekât PKK''ya karşı yapılacak bir harekât değildir. Bu,
Barzani''ye karşı yapılacak bir harekâttır. Çünkü Barzani pankürdizmi savunmaya
başladı. Bize, ''PKK''yı ben engellemem. Onu sen siyasi olarak çözeceksin. PKK
benim topraklarımı saldırı amaçlı kullanabilir'' diyor. Barzani''nin bu
politikasını değiştirmesi lazım. Barzani''ye karşı yapılacak bir
harekât
sorunu halleder mi derseniz...
Halleder mi?
Sorunu belli oranda geriletir. Bu harekâttan sonra
C4''''leri, insanları Türkiye''ye o kadar kolay sokamazlar. Ceza göreceğini
anlarlar. Zaten bazı şeyleri sorunu halletmek için yapmazsınız. Kendi tezinizi,
gücünüzü, alanınızı daha genişletmek için yaparsınız. Bu harekât, amacına
ulaşıncaya kadar gitmek zorundadır. Harekât, Barzani, ''Ben bir daha kimsenin
size saldırmasına imkân vermeyeceğim'' deyinceye kadar olacak. Benim karşımdaki
Barzani''dir. Çünkü sınırın o tarafının sahibi odur. . Kandil''le uğraşmam bile
ben.
Peki, davası yeni başlayan Hrant Dink''in cinayetiyle ilgili görüşünüz ne?
Bu cinayeti kınıyor musunuz? Yoksa bu cinayeti kınayanları mı kınıyorsunuz?
Hayır. Hrant Dink benim Ermeni sorunuyla ilgili görüşlerimin tam tersini
savunuyordu. Bir Ermeni olarak ne isterse savunur. Bundan dolayı bir insanın
öldürülmüş olmasını asla kabul etmem. İkincisi, ifade özgürlüğü açısından da
istediğini savunma hakkına sahiptir. Türkiye''nin tezlerinin hukuk vasıtasıyla
korunmasına karşıyım.
Yani ''soykırım yapıldı'' denilebilmeli mi Türkiye''de? Mesela bir Ermeni
vatandaşımız ''Ermeni soykırımı yapıldı'' diyebilmeli mi?
Gayet rahat
diyebilir. Hiçbir sorun yok. Tabii söyleyebilir. Benim için önemli olan Batı
dünyasının ''soykırım olmadı'' ifadesini, soykırımı inkâr suçu olarak kabul
etmesidir. Bu, kabul edilemez. Ben yurtdışında bu konuda 25 konferansa katıldım.
Her seferinde hayati tehlike yaşadım. Hrant Dink''in ölümünü kınamak ve
arkasındaki tüm sorumluları açığa çıkarmak hukuk devletinin bir gereğidir. Ama
bunu savunan arkadaşlarımız, bizim yurtdışındaki ifade özgürlüğümüzü ve hayat
hakkımızı savunmuyorlar.
MHP iktidara gelirse hayatımızda somut olarak ne değişecek?
Ben
size mücadele öneriyorum. AB içinde mücadele, soykırım iddialarına karşı
mücadele, Kıbrıs''ta mücadele, PKK''yla mücadele, K. Irak''ta pankürdizme karşı
mücadele... Türkiye öyle bir duruma geldi ki, bu mücadeleleri yapmazsak çok
mutsuz olacağız. MHP''yle bizi müzakere, pazarlık, mücadele bekliyor. Mesela
Türkiye''nin Kıbrıs politikası hem devletin, hem de AKP''den önceki hükümetlerin
politikasıydı. İlk defa bir hükümet bugüne dek devletin ve bütün hükümetlerin
izlediği politikayı Kıbrıs''ta ve Güneydoğu''da değiştirdi. Bu politikalar tekrar
eskiye dönecek. Çünkü başka çaresi yok. AKP, Kıbrıs''ta karşı tarafa her
istediğini verdi. Ama Rum tarafı Annan Planı''nı reddettiği andan itibaren artık
iki toplumlu tek bir federasyon çözüm olmaktan çıktı. Kıbrıs''ta
çözüm artık
iki devletli, iki milletli çözümdür. MHP bu görüşü destekliyor.
Peki
Güneydoğu''da hangi noktaya döneceksiniz?
MHP, önceki koalisyon
hükümetinde, AB''ye uyum için dördüncü paketi kabul etti. Kürtçe öğrenimini ve
televizyon yayınını kabul etti. Her iki hak da bireysel haktır, kültürel
kimliğin kabulüdür. Ama Türkiye Cumhuriyeti, ulus-devlettir. Türk kimliği de, bu
ulus-devletin kimliğidir. ''Laiklik'' ve ''ulus-devlet yapısı'' Cumhuriyet''in kurucu
ilkeleridir. Cumhuriyetlerin, devletlerin başlangıç ilkeleri tartışma konusu
yapılamaz. Eğer yaparsanız, başlangıç şartlarına geri dönersiniz. Ama Türk
kimliği bugün birdenbire etnik kimlik haline getirildi. Eğer Türk kimliğini
etnik kimlik haline getirirseniz Türkiye dağılır. Çünkü Türk kimliği de o zaman
Kürt, Laz, Gürci, Çerkez kimliği gibi olur. Ulus-devletin, etnik niteliğin
ötesinde o kavrayıcı olan kimliği kalmaz. O zaman bölünürüz.
Siz Kürtlere tekrar ''Siz Türksünüz'' politikası uygulamaya mı
başlayacaksınız?
Hayır, hayır... Millet olarak herkes Türktür. Ama etnik
grup olarak isteyen istediğini söyler. Kürt, kendisine etnik olarak ben Kürdüm
diyorsa, bunu diyebilmeli. Arap, Gürcü, Laz da diyebilmeli. Kürt, ''Ben Türküm,
aynı zamanda Kürdüm'' diyecek.
Türk de bir etnik kimlik. Türk ne diyecek? "Ben Türküm, aynı zamanda
Türküm" mü diyecek?
O kadar. Türkiyelilik gibi uydurma şeyler olmayacak.
Bu millet Türk milletidir. Ben Kürt milletiyim diyemez. Kürt halkı da diyemez.
Çünkü o zaman kendi kaderini tayin hakkına sahip olur ki, Kürtler kendi kaderini
tayin hakkını kullandılar. Erzurum Kongresi, Misak-ı Milli, birlikte yapılan
İstiklal Savaşı bu hakkın sonuna kadar kullanıldığını gösterir. Bu hak tarihte
bir defa kullanılır. İki defa kullanılmaz.
(Radikal)